Öğren › Veliler › Matematik kaygısı
Veliler için
“Ben matematikte kötüyüm” diyen çocuğa nasıl yardım edilir?
“Ben matematikte kötüyüm.” “Benim kafam matematiğe çalışmıyor.” “Sayılardan nefret ediyorum.” Bu sözleri çocuğunuzdan duymak insanın içini acıtır; hele siz de okul yıllarınızda aynı şeyleri hissettiyseniz. İyi haber şu: Bir çocuğun matematiğe karşı duyguları değişebilir ve çevresindeki yetişkinler bu konuda çok şey yapabilir. Bu rehberde matematik kaygısını nasıl tanıyacağınızı ve evde neler yapabileceğinizi anlatıyoruz.
Matematik kaygısı nedir?
Matematik kaygısı, matematikle karşılaşınca hissedilen endişe, panik ya da korkudur. Matematiği zor bulmakla aynı şey değildir. Matematikte gayet başarılı olabilecek bazı çocuklar da kaygı duyar ve önlerindeki asıl engel bu kaygının kendisi olur. Panikleyen bir çocuk, normalde bildiği bir çarpımı hatırlamakta ya da bir problemin adımlarını izlemekte çok zorlanır. Yapamayınca da “Gördün mü, ben matematikte kötüyüm” düşüncesi doğrulanmış gibi gelir. Amaç, bu kısır döngüyü kırmak.
Hangi işaretlere dikkat etmeli?
- Denemeden “Yapamam” demek ya da hemen pes etmek.
- Matematik ödevi sırasında ya da ertesi gün yazılı veya deneme varken karın ağrısı, gözyaşı, öfke patlamaları.
- Bir an önce bitsin diye soruları hızla geçmek ya da rastgele cevaplar yazmak.
- Normalde bildiği sorularda donup kalmak; özellikle de biri “Hadi, çabuk!” dediğinde.
- Kaçınmak: ödevi “unutmak”, matematik defteri açılır açılmaz tuvalete gitmek istemek.
- Kendini başkalarıyla kıyaslamak: “Herkes çoktan bitirdi, bir tek ben kaldım.”
Her çocuğun kötü bir günü olabilir. Bu işaretler tekrar tekrar ortaya çıkıyorsa üzerinde durmakta yarar var.
Okulda da duygular önemseniyor
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’yle gelen yeni öğretim programları matematiği yalnızca işlemlerden ve kavramlardan ibaret görmüyor. Matematik dersi öğretim programında matematik becerilerinin yanında sosyal-duygusal öğrenme becerileri de yer alıyor: çocuğun duygularını fark edip yönetebilmesi, arkadaşlarıyla iletişim kurup iş birliği yapabilmesi gibi. Bunlar ayrı bir ders olarak değil, matematik derslerinin içinde çalışılıyor. Programın matematikte öne çıkardığı eğilimlerden biri de merak.
Yani çocuğunuzun hata yapmaktan korkmamasına yardım etmek bir “ek iş” değil, matematik öğrenmenin bir parçası.
Sözcükleri değiştirin: “henüz”
Çocuklar çoğu zaman matematikte iyi olmanın doğuştan geldiğine inanır: Ya vardır ya yoktur. Öğretmenler bu düşüncenin yerine başka bir düşünce koymaya çalışır: Herkes çalıştıkça gelişir; zorlanmak öğrenmenin bir parçasıdır, yapamayacağının kanıtı değil.
Evde bunu küçücük bir sözcükle destekleyebilirsiniz: “henüz”.
- “Kesirleri yapamıyorum” yerine “Kesirleri henüz yapamıyorum.”
- “7’ler çarpım tablosunu bilmiyorum” yerine “Henüz bilmiyorum ama 2’leri, 5’leri ve 10’ları biliyorum.”
İşe yarayan başka sözler:
- “Evet, bu zor. Zorlanıyorsan öğreniyorsun demektir.”
- “Bunun hangi kısmını yapabiliyorsun?”
- “Hatalar bize neye çalışmamız gerektiğini gösterir.”
- “10’a tamamlamayı bilmediğin günleri hatırlıyor musun? Şimdi biliyorsun.”
Ne kadar iyi niyetle söylenirse söylensin kaçınılması gereken sözler de var: “Boş ver, herkesin kafası matematiğe çalışmaz”, “Hadi ama, bu çok kolay” (kolaysa ve yapamıyorsa kendini nasıl hisseder?) ve “Çabuk ol”. Kıyaslamalar da bu listede: “Kuzenin çarpım tablosunu çoktan ezberledi” gibi bir cümle çocuğu harekete geçirmez, çoğu zaman yalnızca cesaretini kırar.
Buzdolabına bir “Artık yapabildiklerim” listesi asın. Çocuğunuz zorlandığı bir şeyi başardıkça onu tarihiyle birlikte listeye yazın. “Ben matematikte çok kötüyüm” dediği gün listeye birlikte bakın.
Sizin matematikle ilişkiniz
Pek çok yetişkin matematik karşısında tedirginlik duyar; çoğu zaman bunun sebebi kendisine nasıl öğretildiğidir. Bunda utanılacak bir şey yok, ama çocuklar büyüklerin ne söylediğini ve nasıl davrandığını çok dikkatli izler. “Ben de matematikte hep kötüydüm” sözünü duyan bir çocuk, bunun ailede böyle olduğuna ve uğraşmanın boşuna olduğuna karar verebilir.
İşe yarayan birkaç şey:
- Ne söylediğinize dikkat edin. “Ben sayılardan hiç anlamam” yerine “Okulda matematik bana zor gelirdi ama hâlâ öğreniyorum” deyin.
- Matematiği kullandığınızı ve yavaş düşünmenin sorun olmadığını gösterin: “Dur bir düşüneyim. Altılı paketten 3 tane alırsak 18 yoğurt eder.”
- Birlikte merak edin. “Emin değilim, hadi birlikte bulalım” bir çocuğun duyabileceği en güzel cümlelerden biridir.
- Kendi güveninizi de besleyin. Matematik bugün nasıl öğretiliyor? rehberimiz çocuğunuzun sınıfta kullandığı yöntemleri anlatıyor. Yetişkinler için kısa bir günlük bulmaca da sayıları gözünüzde biraz daha sevimli hâle getirebilir.
Baskısız alıştırma ve oyunlar
Kaygılı bir çocuğun, sınava benzemeyen bol bol matematiğe ihtiyacı vardır: kronometre yok, not yok, seyirci yok. Amaç, matematiğin güvenli, hatta eğlenceli gelmesi.
- Kutu oyunları ve kart oyunları. Kızma Birader, domino, okey taşlarıyla oynanan aile oyunları ve basit kart oyunları, kimse adını koymadan saymayı ve toplamayı çalıştırır. Mangalada taşları kuyulara tek tek dağıtmak da saymanın ta kendisidir.
- Zar oyunları. Sırayla iki zar atın, gelen sayıları toplayıp puanınıza ekleyin; 50’ye ilk ulaşan kazanır. Büyük çocuklarla iki sayıyı toplamak yerine çarpın ve hedefi 200’e çıkarın.
- Öğretmenliği ona bırakın. Okulda öğrendiği bir şeyi size anlatmasını isteyin. Anlatan taraf olmak, soru cevaplamaktan çok daha rahatlatıcıdır.
- Günlük hayattaki matematik. Yemek yapmak, pazar alışverişi, bayramda dedeye gitmenin kaç saat süreceğini hesaplamak: Hepsi sayıları gerçek bir amaç için kullanmaktır. Günlük hayatta matematik rehberimizde seçebileceğiniz pek çok fikir var.
- Başarıyla başlayın. Zaten yapabildiği bir şeyle başlayın, sonra yalnızca küçük bir adım ekleyin.
- Saati başta işin dışında tutun. Türkiye’de çarpım tablosu için süreli bir sınav yok; ilkokulda ulusal bir sınav da yapılmıyor. Hız, çocuk kendine güvendikçe kendiliğinden gelir; kronometreyle yapılan alıştırmalar ise kaygıyı artırabilir.
Bulmacalar da işe yarar, yeter ki bitirme baskısı olmasın. Bir bulmacada takılıp kalmak ve sonra birden çözümü görmek, matematiğin verebileceği en güzel duygulardan biridir.
Sınav, test ve deneme baskısı
Sınav kaygısı bizde erken başlayabiliyor: ilkokulda alınan test kitapları, deneme sınavları, daha 2. sınıftayken LGS’den söz eden büyükler… Oysa ilkokulda sayısal not verilmez; öğretmen çocuğunuzun gelişimini gözlemle ve etkinliklerle izler, karnede ya da gelişim raporunda “çok iyi”, “iyi”, “yeterli” veya “geliştirilmeli” ifadelerini kullanır. Ortaokula geçmek için sınav yoktur. Ortaokulda yazılılar başlar; 6. sınıfta matematikte ülke genelinde ortak bir yazılı yapılır ama sonuç listesi yayımlanmaz, okullar ya da sınıflar birbiriyle karşılaştırılmaz. LGS ise 8. sınıfın sonunda, yıllar sonra.
Bu yaşta çok sayıda test çözmekten çok, konuyu gerçekten anlamak önemlidir. Çocuğunuz denemelerden sonra kendini kötü hissediyorsa ara vermekten çekinmeyin ve puanlarını kuzenleriyle ya da sınıf arkadaşlarıyla karşılaştırmayın. Okulda değerlendirmenin nasıl yapıldığını Okulda matematik nasıl değerlendirilir? rehberimizde ayrıntılı olarak anlattık.
Öğretmenle ne zaman konuşmalı?
Çocuğunuzun öğretmeniyle, yani ilkokulda sınıf öğretmeniyle, ortaokulda matematik öğretmeniyle konuşmak her zaman iyi bir fikirdir. Şu durumlarda veli toplantısını beklemeden bir görüşme isteyin:
- kaygı birkaç haftadan uzun sürüyor ya da giderek artıyorsa;
- çocuğunuz matematik yüzünden okula gitmek istemiyorsa;
- ödev kısa tutulsa bile sık sık gözyaşıyla bitiyorsa;
- çocuğunuzun yalnızca duygularla değil, matematiğin kendisiyle de zorlandığını düşünüyorsanız.
Öğretmenler çocuğu sınıfta farklı bir yönüyle görür ve derslerde neler olduğunu size anlatabilir. Gerekirse sınıfta da ona göre adımlar atabilirler: Yeni programlar, öğretmenin zorlanan öğrenciler için destekleme etkinlikleri planlamasını öngörüyor. Kaygı matematiğin ötesine geçtiyse, örneğin çocuğunuz okula genel olarak isteksizse ya da uykusu ve iştahı bozulduysa, okulun rehber öğretmeni (psikolojik danışmanı) ile de görüşebilirsiniz.
Az sayıda çocukta diskalkuli görülür: sayıları anlamakta belirgin ve kalıcı bir güçlük, özgül öğrenme güçlüğünün bir türü. Çocuğunuz bolca desteğe rağmen temel sayı kavramlarında çok zorlanıyorsa bunu öğretmeniyle ve rehber öğretmenle paylaşın. Resmî bir eğitsel değerlendirme gerekirse bu, Rehberlik ve Araştırma Merkezi (RAM) tarafından yapılır; okul size yol gösterecektir.
Kısa cevaplar
Hayır. Matematikte zorlanan da başarılı olan da her çocuk kaygı yaşayabilir. Kaygı düşünmeyi zorlaştırdığı için kaygılı bir çocuk çoğu zaman gerçekte yapabileceğinin altında kalır.
O gün için bırakın ve öğretmene kısa bir not yazın. Sonra ödevin nasıl daha yönetilebilir hâle getirilebileceğini öğretmenle birlikte konuşun.
Bazı çocuklarda evet, özellikle her denemenin sonunda bir puan ve bir kıyaslama geliyorsa. İlkokulda bunlar şart değil; kısa oyunlar, sohbet ve günlük hayattaki matematik çoğu zaman daha çok işe yarar. Ek kaynak almayı düşünüyorsanız önce öğretmene danışın.
Evet. Sakin bir destekle, küçük adımlarla gelen bol başarıyla ve evde de okulda da olumlu bir dille çocukların çoğu kendine çok daha fazla güvenmeye başlar.
Indie ile alıştırma yapın
Beequation Kids, temel işlemleri petek bulmacalarına dönüştürür; çocuğunuz takıldığında Arı Indie ipucu verir. Reklam yok, veri toplanmaz.